Bu sayfayı yazdır

TÜRİYE GAZETECİLER FEDERASYONU ESKİ BAŞKANI ATİLLA SERTEL GÜNÜMÜZ TÜRKİYE ŞARTLARINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ AÇIKLADI

28 Mart 2016
Ayvalık Belediyesi'nin katkılarıyla, Kent Konseyi tarafından 26 Mart 2016 Cumartesi günü Ayvalık İsmet İnönü Kültür Merkezi'nde Ayvalık gazeteci ve yazar Ahmet Yorulmaz'ın ölüm yıl dönümünün 2. yılı için hazırlanan etkinliğe katılan CHP İzmir Milletvekili ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Eski Başkanı Atilla Sertel katıldı. 
CHP İzmir Milletvekili ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Eski Başkanı Atilla Sertel ,Katıldığı anma programında günümüz Türkiye'sinde basın özgürlüğünün ne durumda olduğu, yayın yasaklarının ne kadar doğru olduğu konusunda açıklama yaptı.
Son günlerde Türkiye'de yaşanılan toplumsal olayların ardından basın yayın yasağının getirilmesinin bir kısmını anlayabiliriz. Örneğin cinayet olarak nitelendirdiğimiz masum insanlara yönelik terör saldırısı sonrasında halkı bezginliğe ve yılgınlığa sürükleyebilecek yayınlar diye açıklayan CHP İzmir Milletvekili ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Eski Başkanı Atilla Sertel konuşmasında;" Son günlerde Türkiye’de yaşanılan toplumsal olayların hemen akabinde basına yayın yasağının getirildiğini hatırlatan Sertel, “Bu yayın yasaklarının bir kısmını anlayabiliriz. Örneğin cinayet olarak nitelendirdiğimiz masum insanlara yönelik terör saldırısı sonrasında kamuoyunun görmesini istemediğimiz, halkı bezginliğe ve yılgınlığa sürükleyebilecek, halkın gerçekten içini karartacak fotoğraf ve görüntülerin yayınlamasına gazetecilik mesleğinin bir mensubu olarak bende karşıyım. Ancak olayın takibi, olayın aydınlatılmasının önüne set çekmek gibi bir anlayışın basın özgürlüğü açısından doğru olmadığını ifade etmek isterim.”dedi.
"MİT YAPMIYOR. HÜKÜMET HİÇ YAPMIYOR"
İktidar bunu yaparken, ‘Yayınlamayacaksınız. Yayınlarsanız, cezayı yersiniz’ diyor. Oysaki bu yaklaşım şu noktadır; Biz bu terör örgütüne yol açan ve bu terörün sonucunda kaybettiğimiz her insan için üzülmek ve gözyaşı dökmek yerine, terör faaliyetini önleyici tedbirlerin alınıp alınmadığını sorgulamak zorundayız. Bunu kim yapacak? Bunu İçişleri Bakanlığı yapmıyor. MİT yapmıyor. Hükümet hiç yapmıyor. Çünkü yapmış olsa, çalıntı bir arabayla bomba yerleştirerek ve orada günlerce kalarak sonrada Ankara’nın göbeğinde, Genel Kurmay’ın hemen bitişiğinde, TBMM’nin hemen dibinde,  iyi korunduğunu sandığımız bir bölgede bomba patlatılıyor ve insanlar paramparça oluyor. Bu ve bu tip olaylardan iktidar, kendi düşüncesinin payını almadığı gibi sadece medyanın bu konudaki sorgu ve araştırmasının önüne set çekiyor.
"GAZETECİLER KOMUOYUNU AYDINLATMAK ZORUNDA"
 “Medya’nın asri görevi kamuya olan sorumluluğudur. Ama bugünün Türkiye’sinde medyanın asri görevi; Cumhurbaşkanına, Başbakana, iktidara bağlılıktır. Yalakalıktır. Kendilerini öyle görüyorlar.
"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜMÜZ TÜRKİYE'NDE ÇOK TRAJİ-KOMİK BİR HAL ALDI."
Soru sormayı unutan, soru sormayı bilmeyen ve soru sorduğunda işinden olacağı tedirginliği içerisinde basın özgürlüğünden söz edebilmek gerçekten günümüz Türkiye’sinde çok traji-komik bir hal almıştır. Bizim medya özgürlüğünden bahsedebilmemiz için normal koşulların olması gerekir. Nedir o normal koşullar? Yasama, Yargı, Yürütme gibi medyanın da gücünün olması lazım. Ama bakıyorsunuz ki; Yasamanın kalmadığı, Yasamanın artık şekilden şekile sokularak; Hakimlerin, Savcıların sürüldüğü, hukukun tanınmadığı, hatta bir karar veren Anayasa Mahkemesi’nin bile, ‘Ben bu kararı tanımıyorum.  Anayasa Mahkemesi de ne oluyor?’ diyen bir yapının iktidar olduğu ülkede; Yasama-Yürütme-Yargı’nın paramparça olduğu bir ülkede medyanın halini, basın özgürlüğü açısından ifade edileme olduğunu söylemek istiyorum.  Bunun en somut örneği, Can Dündar ve Erdem Gül olayında yaşanıyor. Halen daha bu olay bitmiş değil. Çünkü kan davasına dönüştürülmüş durumda. Bunun nedenlerine baktığımız zaman, Cumhurbaşkanının bu olaya bu kadar girmesinin ve bu konuda ısrarcı olup, ‘Basın Özgürlüğü’ diyen Anayasa Mahkemesi’ne direkt olarak saldırmasının altında yatan gerekçe nedir? Çok basit onuda söyleyeyim. IŞİD terör örgütüne silah taşıyan MİT tırlarının yakalanması, bu yakalanmanın belgelenmesi ve bu belgelerin, fotoğraflarıyla, görüntüleriyle yayınlamasıdır” dedi.
 
 
 
  • facebook hesabınızla yorumlayın:
    Share on Myspace